Apple’ı eleştirdiğim yazıdan sonra bir sürü mesaj aldım, “madem bu kadar eleştiriyorsun yeni çıkanlara ne diyorsun” diye. E madem sordunuz, ben de oturdum iki yeni telefona baktım: Duo ve 18 Pro. İkisi de A20 Pro çip taşıyor, ikisi de “Siri AI” diye yutturulan yeni asistanla geliyor. Ama açıkçası ikisine de aynı gözle bakamıyorum.
Duo Denen Şey Ne Ki?
Katlanabilir iPhone geldi sonunda. Açıkken 7.6 inç, kapalıyken 5.4 inç ekran, titanyum çerçeve, menteşe filan. Tek şarjla dış ekranda 44 saate kadar video oynatma diyorlar, fena değil. Ekranın altına gizlenmiş bir FaceTime kamerası var, onu beğendim, güzel mühendislik.
Ama kardeşim, Samsung yıllardır bunu yapıyor. Z Fold kaçıncı nesle geldi, kırışık ekran, menteşe sorunları, pahalılık derdi hâlâ konuşuluyor. Apple şimdi geliyor “işte ilk katlanabilir iPhone” diye pazarlıyor, sanki dünyada ilk kez böyle bir şey görülüyormuş gibi. Vallahi izlerken içimden “yine mi beş yıl gecikmiş bir özelliği devrim diye satıyorlar” dedim.
Üstelik telefoto kamera bile yok bu telefonda. Bu fiyata (global rakamlara bakınca Türkiye’de kesin 250 bin TL’yi geçer) telefoto olmaması ayrı bir espri konusu.
18 Pro’da Durum Biraz Farklı, İtiraf Edeyim
Burada haksızlık etmeyeceğim, değişken diyafram gerçekten hoşuma gitti. Telefon kamerasında fiziksel olarak diyafram açıklığını değiştirebiliyorsun, ƒ/1.48’den ƒ/4.0’a kadar. Bu numaralar havada değil, gerçek bir mühendislik farkı yaratıyor loş ortamda ve derinlik hissinde. Buhar haznesi büyütülmüş, ısınma daha az, performans daha sürekli. Pil ömründe de gerçek bir sıçrama var, 18 Pro Max’te 43 saate kadar video oynatma diyorlar, önceki nesle göre ciddi fark.
Yani 18 Pro, “her yıl aynı telefon farklı rakam” dediğim o klasik Apple senaryosundan bu sefer biraz sıyrılmış görünüyor.
Türkiye’de Değişen Bir Şey Yok Yine
Geçen yazımda da söylemiştim, tekrar söylüyorum: Apple Pay yok, kimlik entegrasyonu yok, banka uygulamaları burnundan kıl aldırmıyor. Bu iki yeni telefon da bu tabloyu değiştirmiyor. Yüz elli bin TL verip “yarım kullanabildiğin” bir ekosisteme giriyorsun yine. Duo’da bu rakam muhtemelen daha da tırmanır, çünkü katlanabilir teknoloji ucuz bir oyuncak değil.
Siri AI Yine Aynı Hikaye
İkisinde de büyük harflerle pazarlanan “Siri AI” var. Ama başta sadece İngilizce geliyor. Android tarafında yıllardır sıradan olan asistan deneyimini Apple yine “işte devrim” diye anlatıyor bize. Türkçe kullanıcı için bu “yeni özellik” değil, “bir gün gelecek vaadi.” Alıştık artık, değil mi?
Peki Ben Olsam Ne Alırım?
Gerçekten fotoğraf videoyla uğraşıyorsan, performans ve pil istiyorsan 18 Pro mantıklı. Katlanabilir telefonu meraktan denemek istiyorsan ve param cebinde yanmıyorsa Duo’ya bakılır. Ama akıllıca para harcamak istiyorsan, açıkçası ikisi de değil, geçen senenin Pro modeli hâlâ gayet iyi iş görüyor.
Ama ben şahsen artık SAMSUNG kullanmaktan yanayım.
Son Söz: Yenilik mi, Yeniden Ambalaj mı?
Duo’ya bakınca yine aynı soru geldi aklıma: Apple gerçekten yeni bir şey mi üretiyor yoksa piyasada zaten olan bir kategoriyi kendi cilasıyla mı sunuyor? 18 Pro’da gerçek bir mühendislik ilerlemesi var, bunu görmezden gelmeyeceğim. Özellikle ekran açılırken o animasyon çok ama çok hoşuma gitti. Ama Duo bana kalırsa pazarlamanın mühendisliği geride bıraktığı bir örnek daha.
Ben teknolojiyi severim, yeniliği de severim, ama körü körüne “yeni çıktı demek ki harika” demem. Bu iki telefona bakınca siz ne düşünüyorsunuz, Duo’ya para yatırır mısınız yoksa 18 Pro’da mı kalırsınız?
Sizin Fikriniz Nedir?